Sofya Ekspresi ile Tren Yolculuğu

Bu yazıda 23-27 Ağustos 2018 tarihlerinde Sofya Ekspresi ile yaptığımız tren seyahati hakkındaki deneyimlerimi paylaşmak istedim…

Turistik gezi anlamında bugüne kadar çok ön plana çıkmayan Bulgaristan, Avrupa Birliğine de girdikten sonra daha çok konuşulur ve gezilir oldu. Üstelik  2017 yılı Eurostat istatistiklerine  göre Avrupa Birliği içindeki en ucuz ülke unvanını taşıyor. Ancak gezimizin temel amacı, ucuza yurtdışı gezisinden daha çok, öncelikle bir Tren yolculuğunu deneyimlemekti ve uzun bayram tatilinin son 4 gününü değerlendirip, Sofya’ya giderken, aynı zamanda İstanbul’dan trenle yurtdışına çıkış deneyimini yaşatan bir seyahat gerçekleştirme imkânı bulduk. (Sonraki hedef İstanbul’dan gemiye binerek başlayan bir seyahat olsun, amin 🙂 )

Öncelikle tren biletimizi alış aşamasını özetleyeyim; TCDD’nin yurtdışı tren biletleri internetten alınamıyor, (nakit veya kredi kartıyla) gişelerden satış işlemi yapılıyor. TCDD’nin web sitesinde bilet fiyatları avro olarak belirtilmekle birlikte, satın alırken o günkü döviz kuru üzerinden TL olarak ödeniyor. İstanbul’da yurtdışı bilet satışı yapılan Sirkeci Gişesi 07.00-21.00 saatleri arasında, Haydarpaşa Gişesi ise 08.00-19.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Diğer illerdeki yurtdışı bilet satışı yapan gişe çalışma saatlerine ve gişe telefonlarına şu linkten ulaşabilirsiniz.

Çeşitli bloglardaki açıklamalardan, 2 kişilik Yataklı ve 4 kişilik Kuşetli biletlerinin 1. sınıf diye geçtiğini, kaç kişi birlikte seyahat ediliyorsa onun da supleman ücreti olarak adlandırıldığını öğrendik, ancak TCDD’nin web sitesinden kopyaladığım şu yukarıdaki karışık ücret sistemine göre ödenecek tutarı önceden hesaplamakta yinede başarılı olamadık ve sonuçta net rakamı gidip gişeden sorup öğrendik.  İnternette Sofya Ekspresi seferlerinin pek dolmadığını okumuştum, ancak hem bayram tatili yoğunluğunu hem de günden güne artan döviz fiyatlarını düşünerek, seyahatimiz başlangıcından yaklaşık 2 hafta önce Sirkeci Tren garındaki Uluslararası Bilet Gişesinden biletlerimizi aldık. 10 ağustos 2018 tarihinde aldığımız 4 kişilik kuşetli vagon için gidiş dönüş toplam 1442 TL. ücret ödedik. Ne yazıkki euro’nun 7 TL’yi zorladığı günlerde ödenen bu meblağ gezimizin en büyük masraf kalemini oluşturdu. Bu geziyi birkaç ay önce gerçekleştirmiş olsak nerdeyse yarı yarıya düşük bir ücret ödeyecektik.

Biletlerin üzerinde yolcu ismi yeralmıyor, alırken başka bir bilgi de sorulmadı. Grubumuz 3 kişi olmasına rağmen (TCDD’nin 4. boş yatağı tanımadığımız birine satma olasılığı olduğundan) 4 kişilik kuşetli kompartımanın tamamını satın aldık. Kişi başına düşen fiyat biraz kabardı tabii ama öteyandan eşyaları koyacak ekstra alanımız oldu, zira kompartımanlar tahmin edeceğiniz üzere çok geniş değil.

Bu aşamada biraz yataklı ve kuşetli arasındaki farkları da belirteyim;

4 kişilik kompartımanlara “Kuşetli” adı veriliyor. Fransızca “couchette” kelimesinden geliyormuş, anlamı ranza. İçindeki karşılıklı koltuklar ve üzerlerindeki kısımlar açılınca 50-60 santim eninde ranza şeklinde 4 yatak oluyor. Üstteki yataklara çıkmak için bir de küçük seyyar ahşap merdiven var, kenarda aslı duruyor, yerinden çıkarıp, üstteki yatağa dayayınca pek dolaşacak alan da kalmıyor açıkçası.

2 kişilik kompartımanlar ise “Yataklı” diye adlandırılıyor. Kompartıman ve yatak boyutları kuşetli ile aynı, ancak bir tarafta ranza yerine buzdolabı, askılık, lavabo yerleştirilmiş, böylece buzdolabının üstünü de masa gibi kullanabiliyorsunuz. Ancak Ranzanın üst yatağına tırmanmak için yine o seyyar ahşap merdiveni kullanıyorsunuz.

Trendeki kompartımanlarda özel wc yok, her vagonun başı ve sonundaki ortak tuvaletler kullanılıyor. (Bir taraf alaturka, birtaraf alafranga) Kompartımanların kapısı sadece içerden kilitlenebiliyor, ancak dışardan değil.

Tren Yolculuğu;

Halkalıdan hareket eden Sofya Ekspresinin kalkış saati (01 Haziran – 01 Ekim 2018) Yaz Dönemi Seyir Programı doğrultusunda 21.40. Sirkeci tren Garı önünden saat 20.30 da kalkan TCDD servis otobüsü tüm yolcuları Halkalıya götürüyor. Bir otobüs yetmezse ikinciyi ayarlıyorlar hemen.

Halkalı Tren Garı, Marmaray hattı kapsamındaki inşaat çalışması nedeniyle bir keşmekeş içinde, otobüsten indikten sonra inşaat şantiyesi içinden geçerek bineceğimiz trene ulaşabildik. İnternette bazı bloglarda Halkalı’ya kendi arabam ile gelip park ederim, dönüşte de arabama binip giderim diye düşünenler için, park edecek yer bulmanın imkânsızlığı dolayısıyla araba ile gelinmemesi yönünde uyarılar okumuştum, bu vesile ile onu da belirmiş olayım. Hareket saati geçse bile Sirkeci’den yolcuları getiren servis otobüsünü mutlaka bekliyormuş Tren.

Trene binip kompartımanımıza yerleştikten sonra, TCDD görevlisi (kondüktör deniyor sanırım) pasaport numaraları ve isimlerimizi elindeki forma işleyip,  yastık, çarşaf ve nevresimlerimiz ile birer küçük su, kraker ve meyve suyu dağıttı. (Yataklı vagonda mini bir havlu da veriliyordu Kars Ekspresinden hatırladığım kadarıyla) Zaten trende yemek vagonu olmaması ve yol boyu başka temin edecek imkan da bulunmaması nedeniyle yanımıza akşam yemeği niyetine bir miktar kumanya ve su almıştık. Kondüktöre ne zaman sınıra varırız diye sorup, gece 01.30 civarı cevabını alınca, hiç uyumaya yeltenmeyip sohbet ve yemek faslını uzattıkça uzattık, ancak hata etmişiz, siz siz olun vurun kafayı uyuyun… Çünkü Kapıkule sınır kapısına varışımız gece 02.00’yi geçtiği gibi, Türk ve Bulgar gümrüğünden geçiş işlemlerinin tamamlanması da (anladığım kadarıyla gecikme veya aksama olmadığı halde) sabah nerdeyse 05.00’i bulunca epey bir saat uykusuz kalmış olduk.

Pasaport Kuyruğu

Tren Kapıkule sınır kapısına yaklaşırken, kondüktör kapıları birer birer tıklatıp, herkesi uyandırıyor. Tüm yolcular Kapıkule’de mütevazi tren istasyon binasındaki Polis bankosunda kuyruğa girip, pasaportlarımıza çıkış damgasını vurdurup, trene geri dönüyoruz. Gece gece pul peşinde uğraşmayalım diyerek,  15 TL.lik çıkış harcını önceden bankaya yatırıp dekontu hazır etmiştik, gördük ki kuyruktaki çoğu kişi de öyle yapmış. Ancak kuyrukta beklerken pulu olmayan bir şahıs için oradaki görevlilerden biri, dışarda bankta oturmakta olan başka bir görevliye “arkadaşa ver ordan bir pul” şeklinde seslenince, işlerin nasıl yürüdüğü konusunda bir fikir sahibi olduk 🙂 Garda küçük bir freeshop’da var ancak, bizim ilgi alanımızda değildi.

Yolcular bu işlemlerini yaparken Bulgaristan’a devam edecek vagonlarımız, Türk lokomotiften ayrılıp, Bulgar lokomotifine ekleniyor. Bu işlem sırasında vagonlar bulunduğu yerden bir miktar ileri yada geri kaydırılmış olabilir, vagonunuzu şaşırmayın. Tüm yolcuların pasaport damgalatma işlemi bittikten sonra bu kez gümrük polisi tek tek kompartımanları kontrol ediyor, gümrüğe tabi eşyanız olup olmadığını sorup, gerek görürse bavulları açtırabiliyor. Tren hareket ettiğinde Türk sınırındaki işlemler bitmiş demektir, sonrasında sınırı geçip, az sonra vardığımız Bulgar sınır kapısında tren durduğunda ise yolcuların aşağıya inmesi istenmiyor, Bulgar Polisi kendisi dolaşıp yolcuların pasaportlarını topluyor, 10-20 dakika sonra Bulgaristan’a giriş mührü basılmış olarak geri sahiplerine dağıtıyor. Ancak bir süre daha beklemek durumundayız, çünkü bu kez de Bulgar gümrük polisi tek tek dolaşıp, gümrüğe tabi bir şeyiniz olup olmadığını kontrol edecek.

Bütün bu çıkış-giriş ve gümrük işlemleri tamamlanıp, tren yeniden hareket ettiğinde yani sabah 5 e doğru nihayet yatıp uyuyabiliyoruz. Sabah 09.00 civarı Kondüktörümüzün kapıları tıklatıp, koridorda Sofya, Sofya diye bağırması ile uyanıyoruz. Sofya Tren garında herhangi bir resmi işlem yok, çantalarımızı alıp, alt geçitten metro istasyonuna geçiş yapıyoruz.

Sofya Merkez Tren Garı:

Sofya Tren Garı Cuma günü sabah 9.00 için oldukça sakin göründü gözümüze, Avrupa’nın diğer kentlerindeki tren garlarıyla karşılaştırınca oldukça ıssız gibiydi, etrafta koşuşturan kimsecikler yoktu. Umduğumun aksine Tren garında açık döviz bürosu da göremedik. Ayrıca WC’si paralıydı, yanımızda bir miktar Leva bulunmuş olması bu anlamda iyi oldu.

Pazar dönüş günümüzde ise akşam Sofya Tren garına, trenin kalkış saatinden birbuçuk saat kadar erken gittik, Hem trenimizin hangi perondan kalkacağını öğrenelim telaş etmeyelim, hemde gece yolculuğunda atıştıracak ve içecek birşeyler almak düşüncesi ile. Fakat Tren garı yine sakinliğini korumakta idi. Açık bir iki dükkandaki yağlı böreğe benzer yiyecek seçeneklerini gözümüz pek tutmadı. Sadece su alabildik, tren garına gelmeden yiyecek konusunu halletmek daha uygun olabilir.

Tren hareket saatlerini ve peronları gösteren bilgi ekranında İstanbul Ekspresinin saati yazmasına rağmen kaçıncı perondan kalkacağı henüz belirtilmediği için garın ana salonundaki banklarda oturup bekledik. Ancak 15 dakika kala peron numarası belli olduğunda heyecanla üzerinde TCDD yazan trenimizin yanına gittiğimizde Türk Kondüktörler karşıladı bizi. Artık tanıdık gelen kompartımanımıza yerleştiğimizde kendimizi memlekete dönmüş gibi hissettik. Dönüş yolculuğunda da Kapıkule sınır kapısında gelirken yaşadığımız tüm prosedürleri tersinden yaşayarak, ama bu kez daha çok uyuyarak sabah saat 07.00 civarı Halkalıya vardık.

Döviz konusunda bir parantez açayım burada; Avrupa Birliğine tam üye olmasına rağmen Bulgaristan henüz Euro’ya geçmedi, halen kendi para birimleri olan Leva’yı kullanmaktalar (ve Euroya geçiş tarihi netleşmiş değil, en erken 2022 olabileceği yönünde tahminler var). Bu yüzden gitmeden önce Türkiye’deki döviz bürolarından bir miktar Bulgar Levası almakta fayda var. Sofya’nın İstiklal Caddesi sayılan Vitoşa bulvarında çok sayıda döviz bürosu bulunmasına rağmen, genel bir tercih mi yoksa bizdeki döviz dalgalanmalarından kaynaklı mı bilmiyorum ama hiçbiri Türk Lirasını kabul etmedi. Ancak Plovdiv’e gidiş ve dönüşte Sofya Tren Garının yanındaki Otobüs Terminalinde sorunsuzca TL verip Leva alabildik. Ayrıca Otobüs terminali Tren garından daha hareketli ve 24 saat çalışıyor gibi görünüyordu. Plovdiv’de para bozdurmamız gerekmediği için oradaki durumu bilemiyorum.

Bir sonraki yazıda da Sofya ve Plovdiv (türkçe adıyla Filibe) den bahsetmek istiyorum.

Sofya Tren Garı

Leave a Reply